1. YAZAR

  2. Barış Cem Özpolat

  3. Merkez Bankası Fiyaskosu
Barış Cem Özpolat

Barış Cem Özpolat

Yazarın Tüm Yazıları >

Merkez Bankası Fiyaskosu

A+A-

 
Aslında herkesin yazdığı şeyleri yazmayı, söylediği şeyleri söylemeyi oldum olası sevmem. Ama ortada
bir merkez bankası fiyaskosu var. Hayır, Naci Ağbal’ın görevden alınmasından bahsetmiyorum, o olay
yaşananların doğal sonucuydu.
Gönül isterdi ki Naci Ağbal başarısız olan son faiz artışından sonra kendisi istifa etsin, ama maalesef
bizim ülkemizde istifa diye bir şey yok. Neden kendisi istifa etmeliydi diyorum, çünkü 2 puanlık faiz
artışı tam bir fiyaskoydu.
Bir merkez bankası düşünün, gelişmekte olan bir ülkede 2 puan faiz artırıp faizi %17’den %19’a
çıkarsın; üstelik de bunu TL’nin değerini artırmak için yapsın, ama dolar düşe düşe 7,60’tan 7,40’a
düşsün. Tam bir facia, tam bir fiyasko.
Faiz artışı doğru ve haklı olsaydı o hamleden sonra dolar 7’nin altına inmeliydi, en azından 7 civarında
kalmalıydı. Faiz göreceli olarak %11 arttı, ama TL altı üstü %2,5 değerlendi. Faiz artırımının neden
yanlış olduğunu, iktisadi sorunlarımıza neden çözüm olmadığını, derdimizin dermanını nerede
aramamamız gerektiğini bir kez daha öğrendik.
Öğrendik de bunun bedeli Türk milletine ağır oldu. Düşünsenize %2 kaybettik bir anda. Elimize ne
geçti, HİÇ!
Hem Doğruya Hem Yanlışa Muhalefet Edilir Mi?
Açık konuşalım, Türkiye’deki gazetecilerin %80’ini sevmiyorum. Bunun hiç kimsenin siyasi görüşüyle
ilgisi yok. En sağdan en sola, en radikalden en liberale kadar bazı gazetecilerin işi Türkiye’de ne olursa
olsun övünmek, bazılarının işiyse ne olursa olsun dövünmek. İkisi de bana eşit derecede itici geliyor.
Hiç unutmam karşılıksız çeke hapis cezası kalktığında bir gazete manşet atmıştı: “Karşılıksız Çek
Yazmak Teşvik Ediliyor” diye. Birkaç ay sonra devlet bazılarının bunu kötüye kullandığını gördü ve bir
düzenleme yaptı, karşılıksız çeke hapis cezası geri geldi. Ertesi sabah aynı gazetede manşet: “İşleri
Kötü Gidene Bir Tekme De Devletten”.
Birbirinin zıttı iki uygulamanın ikisini birden nasıl eleştirirsiniz? Bu uygulamalardan birisi doğruysa
diğeri yanlıştı. Hangisi hangisiydi bilemem ama ikisini de övüyorsanız yalaka, ikisini de eleştiriyorsanız
hizipçisiniz. Bu kadar net.
Sayın Berat Albayrak Hazine ve Maliye Bakanımızken Türkiye’nin ekonomi politikasını “düşük faiz,
yüksek kur, hızlı büyüme, cari fazla” olarak özetleyebilirdik. Ama kendisinin istifasıyla aynı bakanlığı
Sayın Lütfü Elvan, TCMB başkanlığını da Sayın Naci Ağbal devraldı. Ve biz ekonomi politikalarımızı bir
anda 180 derece döndürüp “yüksek faiz, düşük kur, cari açığı kapama değil de finanse etme” modelini
devreye aldık.
Sayın Erdoğan’ın o günlerde “acı reçete” yi uygulamaktan çekinmeyecekleri söylemini
hatırlıyorsunuzdur.
Sonra bir baktık, Berat Albayrak’ın gelişini eleştiren gazetelerde onun yerine Lütfü Elvan’ın gelmesiyle
sanırsınız kıyametler kopmuş, Türkiye yanmış, yıkılmış, batmış, bitmiş...
Yahu siz değil miydiniz Berat Albayrak’ı eleştiren? Berat Albayrak’ın bakanlığa atanmasını saltanata
benzeten, damat sıfatını ön plana çıkaran, Türkiye aile şirketi oldu diyen? Alın işte tam ters politikaya
geçildi, bunu neden eleştiriyorsunuz?
Cumhurbaşkanı’nın bir hareketi yanlıştıysa diğeri doğru.
 
Bana göre Türkiye için acı reçete yüksek faiz değil, yüksek döviz kurudur, o ayrı. Ama burada birbirinin
zıttı iki uygulama var.
Siz bunun ikisini birden nasıl eleştiriyorsunuz? Eğer iki uygulamanın ikisini birden eleştiriyorsanız ya
art niyetlisiniz ya da art niyetlilerce kandırılıyorsunuz.
Benzeri şeyi her iki uygulamayı da övüp yere göğe sığdıramayanlar için de söyleyebilirim. Ama onların
bayağı yalakalıklarını herkes bildiği için kimsenin onlardan etkilendiğini zannetmiyorum.
İnce Bir Dipnot
Evet, hükümetin her fırsatta ve mesnetsizce eleştirilmesine karşıyım. Ancak yukarıdaki yazıdan da
çıkarabileceğiniz bir sitemim var: Türkiye’nin ekonomi politikasını bir anda 180 o döndürmek bu kadar
kolay olmamalı. Bu son döndüğümüz yerden memnunum, kabul; ancak biz sanayiciler bu bir gecede
yaşanan değişim ve dönüşümlerden çok etkileniyoruz.
Dünya’da devam eden bir hammadde ve konteyner krizi varken, bizler güvenli liman olarak Türkiye’ye
sığınmak ve burada büyümek istiyoruz.
Batı’da şirket kurup yatırım yapalım diye bize masallar anlatan yatırım ajanslarının durumunu ve
klasik Batı iki yüzlülüğünü AB’nin aşı ihracatına kota getirmesiyle bugün bir kez daha gördük.
İşte bu yüzden genç sanayiciler olarak dışarıya sırtımızı dönüp ülkemize faydalı olmak istiyoruz.
Yine de dışarıda böylesine fırtınalı bir hava varken Türkiye’nin içinde de keyfi uygulamalardan dolayı
suni fırtınalar oluşturulması; en azından önlenebilecek rüzgar ve savrulmaların önlenmemesi bizleri
çok yoruyor.