Her şeyin aşırısı zarar..

Sevginin de, kıskançlığın da, temizliğin de. Küçüklüğümden beri aşırı düzenli ve derli toplu evler bana korkunç gelir. Çünkü çocukluğumuzda birinin evine misafirliğe gittiğimizde hep şöyle denirdi biz çocuklara "Yerleri yeni süpürdüm, aman kirletmeyin, ortalığı yeni topladım aman dağıtmayın.

" Eee, biz çocuklar ne yapalım. Oturup örgü mü örelim. Veya siyaset, futbol tartışması yapıp, askerlik anılarımızı mı anlatalım birbirimize bir masa etrafına oturup. O gün bu gündür, ne vakit böyle müze veya saray gibi korunup gözlenen bir eve girsem, içimden “Burada hayat belirtisi yok.” derim.

Koca koca koltuklar, itinayla koltukların üstüne konulmuş yastıklar(insanlara oturacak yer kalmayan) boy boy sehpalar, milimetrik hesaplanmayla yerleştirilmiş vazolar, vazoların içindeki plastik çiçekler, yıllardır vitrin raflarına hapsedilmiş bardaklar, tabaklar hanımla da bazen dalaşıyoruz bu konuda ) Her şey o kadar tertiplidir ki, ben her defasında boğulur gibi olurum bu tip evlerde. Evler içinde yaşayan insanları anlatır.

Keder mi vardır o evde yoksa mutluluk mu? Yalnız mıdır insanlar yoksa yanlış mı? Sarılırlar mı birbirlerine? Konuşurlar mı, dertleşirler mi? Küsmüşler midir yoksa yeni mi kavuşmuşlardır? Sevgi var mıdır o evde? Herkes uzak mıdır çoktandır birbirine? Evler içinde yaşayan insanları anlatır. Bir dantel, bir bardak, bir defter. Masanın dibinde unutulan oyuncak, koltuğun kenarına düşen toka, camın kenarındaki çiçek, yatağın ucundaki kitap, masadaki ilaç kutuları, oturma odasındaki battaniye. Evin içindeki eşyalar bize içinde yaşayan insanları anlatır.

Onların efkarlarını, sevinçlerini, hastalıklarını, özlemlerini, kaygılarını, pişmanlıklarını anlatır. Girdiğim evlerde eşya aramam yaşam belirtisi ararım, yaşanmışlık ararım ben. Sandalyeye asılmış bir hırka olsun. Yarım bırakılmış tavla, balkondaki masada okey taşları serili. Çay bardakları olsun masada ya da fotoğraf albümü. Ihlamur kokusu gelsin burnuma mutfaktan cezve içinde yarısı içilmiş. Kurufasulye pişmiş olsun. Daha yemekten yeni kalkılmış olsun. Ders notları bir kenarda ya da zarfa konulmamış bir mektup. Duvardaki tablo tozlu, kapının ardındaki temizlik malzemeleri, balkonda asılı çamaşırlar. Çocuklar oynamış olsunlar doya doya, ortalığı dağıtmış olsunlar.

Girdiğim evlerde itinayla düzenlenmiş eşyalar değil insana dair bir şeyler ararım ben. Oldum olası aşırı düzenli ve derli toplu evler bana korkunç gelir. Ne vakit böyle bir eve girsem, içimden “Burada hayat belirtisi yok. Eviniz müze gibi, saray gibi maşallah. Ziyaret saatleri kaçla kaç arası, pazar günleri açık mı? Ona göre gelelim” diyesim gelir. Eee, boşuna dememişler az eşya, az insan çok huzur diye. Eskiden eşyalara değil insanlara değer verilirdi. Şimdilerde ise eşyalar değerli, görünüş ve gösteriş moda oldu. Ne diyeyim. Allah sonumuzu hayr eylesin.

 

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Gamze Çoban - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Gaziantep Oluşum Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Gaziantep Oluşum Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Haber ajansları tarafından servis edilen tüm haberler Gaziantep Oluşum Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Gaziantep Oluşum Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.



Anket Gaziantep NİZİP İlçesi Belediye Başkanlığını kim kazanır?
Tüm anketler