Emzirme öyküsü

Emzirmek, birçok kadının farklı şekillerde deneyimleyebileceği uzun bir öyküdür...

Emzirmek; başlangıcı, gelişmesi ve sonu olan, zorluklarıyla, güzellikleriyle, anılarıyla bütün bir öyküdür. Bu öykünün iki kahramanı vardır: anne ve bebeği... Her iki kahraman da emzirme başlangıcında biraz acemilik çekebilirler. Öykünün seyri ise, emzirme başlangıcının doğru kurulmasıyla son derece ilişkilidir.


Bu öykü, aslında bize bir süreci tarif etmektedir. Süreç, çoğu zaman hamilelik öncesi veya hamilelik döneminde şekillenmeye başlar. Yani, kadın emzirmeye dair bir ilgi bir istek duymaya başladığında, emzirme kararı alması güçlenir. Ancak, kadının alacağı bu karar, kendinin duyduğu emzirme istediğinden önce bebeğinin sağlıklı beslenme hakkını ve ihtiyacını koruma isteği ile şekillendiğinde, kararın sürdürülebilirliği artar.


Bu nedenle de annenin, emzirme konusunda doğru bilgilendirilmeye ve yönlendirilmeye ihtiyacı vardır. Annenin, öncelikle kendi fizyolojisini ve anatomisini anlaması son derece önemlidir. Yapılan araştırmalarda, birçok annenin, emzirme başarısızlığı veya erken sütten kesme nedeni olarak “Yetersiz süt” üretimini bildirdiği rapor edilmiştir. Bunun en önemli nedenlerinden biri, sağlık çevrelerinde de dahil olmak üzere yaygın olarak annenin süt üretimi başlangıcıyla ilgili olarak kullanılan bazı yanlış ifadelerin olmasıdır. Bunlar, “Sütün gelmedi!”, “Sütün yok!” gibi ifadelerdir. Halbuki, doğumun ardından hemen her kadının, çok istisnai fizyolojik nedenler dışında, sütü oluşmuştur ve bebeğin emmesiyle dışarı çıkmayı bekler. Bu süt, hepimizin bildiği gibi bebeğin ilk aşısı olan kolostrumdur. Kolostrumun besin içeriği dengeli, ancak koruma ve bağışıklık faktörleri (sodyum, klor, laktoferrin, bağışıklık bileşenleri, E, A ve C vitaminleri) son derece yüksektir. Özellikle, preterm (erken doğan) bebeklerin kolostrumları yoğun besin ve erken anne sütü antikorları içerir.


Annenin süt üretiminin aşamaları, “Laktojenez” (Lactogenesis) sözcüğüyle ifade edilir ve bu aşamalar, laktojenez 1, 2 ve 3 olarak devam eder.

Süt üretmenin üç aşaması
Plasenta, hamilelik sürecinde bebek amniyon kesesi içinde gelişimini sürdürürken, anne vücudu ile hem gelişim hem de sinyal alışverişi yaptığı bir organdır. Aynı zamanda plasenta, bebeğin gelişim haftasını takip eden ve anne vücuduna bilgi veren bir takım reseptörlere sahiptir. Plasental laktojen, bu reseptörlerden biri olup, bebeğin büyümesiyle doğru orantılı olarak yükselen, süt üretimini başlatmaktan sorumlu bir hormondur. Plasental laktojen, hamileliğin ortalarında beyne “Bebek büyüyor, kolostrumu sentezlemeyi başlat!" mesajı iletir. Kolostrum, “Laktojenez 1” dönemi dediğimiz, yani hamileliğin 16-22. haftalarında sentezlenmeye başlar. Bu dönemde, progesteron ve endokrin hormonlarının kontrolüyle sütün dışarı çıkma izni henüz yoktur.


Sentezlenen kolostrum, doğumdan hemen sonra dışarı çıkmaya hazırdır. Bu dönem ise “Laktojenez 2” olarak adlandırılır. Kolostrum, az miktarda ve kıvamı yoğun bir süttür. Bu dönemde, kolostrum içinde laktoz seviyeleri hızla artar ve daha bol anne sütü üretimi için su dengesini sağlar. Yaklaşık ilk 5 gün boyunca kolostrum, bebek memeyi emdikçe prolaktin ve oksitosin hormonlarının kontrolüyle, miktarı ve yoğunluğu artarak devam eder. Daha sonra da yerini olgun süte bırakır. Süt üretimi, “Laktojenez 3” döneminde artık otokrin (otomatik) kontrole geçer. Bu dönemden itibaren, bebeğin emme sıklığını ve sürelerini, ayrıca vücudun oksitosin ve prolaktin reseptörlerinin sinyallerini değerlendiren anne vücudu süt üretimini miktar olarak artırmaya başlar.


Sistem, emzirdikçe düzene giriyor
Ancak, ilk aylarda annenin vücudu, bebeğin ihtiyacı ve süt üretimi arasındaki miktar ayarlamasını doğru yapamayabilir. Yani, kimi annenin sütü, bebeğin ihtiyacı karşısında miktar olarak yeterli seviyeye ulaşamazken, kimi annenin de ihtiyaçtan fazla sütü olabilir. Vücudun burada tam bir ayarlama yapması, zaman işidir ve bu zaman, her bir annenin vücudunda değişiklik gösterebilir.


Anne vücudunun süt üretimi, bebeğin emme refleksinin memeye verdiği uyarım ile aktive olur. Bebek, memedeki sütü boşalttığı anda da meme içindeki reseptörler yeni sütün hazırlanması için sinyal gönderir. Yeni sütün üretilmesi için memenin boşaltılması ve dolu bekletilmemesi gerekir. Memenin dolu bekletilmemesi demek, bebeğin sık sık emzirilmesi demektir. Bebek, memeyi ihtiyacını doğru karşılayacak sıklıkla emdiğinde, annenin vücudu da bu ihtiyaca uygun sütü üretme oto kontrolüne girer. Bu nedenle de, bebeğin sık sık emzirilmesi, beslenmesi için önemli olduğu gibi, annenin vücudunun bebeğinin ihtiyacını keşfedip yeterli süt miktarını, uzun süre üretebilmesi için de önemlidir.

Kaynak: Habertürk

12 Şub 2024 - 22:52 - Sağlık


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Gaziantep Oluşum Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Gaziantep Oluşum Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Haber ajansları tarafından servis edilen tüm haberler Gaziantep Oluşum Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Gaziantep Oluşum Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.