1. HABERLERİ

  2. YAZDIKLARIMI YAŞADIKLARIM BESLİYOR
YAZDIKLARIMI YAŞADIKLARIM BESLİYOR

YAZDIKLARIMI YAŞADIKLARIM BESLİYOR

Gaziantepli Kadın Girişimci, Eğitimci ve Yazar Mehpare Şayan Kileci, TRT2’de yayınlanan ‘Anjelika Akbar İle Sesler’ programına konuk oldu. İtalya Fahri Konsolosluğu görevini de icra eden Şayan Kileci’nin konuk olduğu program, benzerleri arasında ratinglerde en üst sıralarda yer aldı.

A+A-

Programın moderatörü Anjelika Akbar “Renkli ve yoğun hayatınızın içerisinde bize konuk olduğunuz için teşekkür ederiz. Çocukluğunuzun Adana’da geçtiğini biliyoruz. Gaziantep’e komşu. Bu coğrafyada yetişmek hayatınıza neler kattı. Yaşamınızı nasıl etkiledi?” sorusuyla sohbete başladı.

ÇOCUKLUĞUMUN OYUNLARI ÖĞRETME YÖNTEMİME YANSIDI
Akbar’ın bu geniş kapsamlı sorusuna  Şayan Kileci’nin cevabı “Öncelikle sıcaktı. Ancak benim çocukluğum çok güzel ve oyunlarla dolu dolu geçti. Belki de ilk kitabımın adının ‘İşimiz Gücümüz Oyun’ olmasının sebebi, oyunlarla ve güzel anılarla dolu çocukluk yıllarımdır. Biz küçücük bir ip parçasından, bir avuç çamurdan oyun üretmeyi, eğlence ve mutluluk çıkarmayı bilen çocuklardık. Tabi bunda anne ve babamın emeği büyüktür. Bizlere kendi oyunlarını öğrettiler. Kendi oyunlarımızı üretebileceğimizi öğrettiler. Ufacık bir malzemeden büyük keyif ve mutluluklar çıkarmayı öğrettiler. Azla yetinmek, azdan büyük mutluluklar çıkarmak ve doğayla iç içe olmak bizim çocukluğumuzun ve tabi büyüyünce de yaşamımızın parçası oldu. Çünkü oyunlar aslında kurgulanmış deneyimlerdir. Oyunlarla öğrendiğiniz şeyleri beyin unutmaz. Bugün verdiğim eğitimlerde teoriyi anlattıktan sonra bu bilgileri mutlaka bir oyunla tamamlıyorum. Bu yöntem edindiğimiz bilgileri unutulmaz hale getiriyor. Ki bu metod çocukluğumuzun anılarını günümüze uyarlayarak ortaya çıkmıştır.” şeklinde oldu.


AYAKKABI BOYADI
Akbar’ın “Yurtdışı, fahri konsolos olma ve dil öğrenme maceranızı araştırdık, çok etkileyici bir hikaye olduğunu biliyoruz ama sizin ağzınızdan dinlemek isteriz. Bir de İtalya’da elinizin boyalı olmasıyla ilgili bir anınız olduğunu duyduk demesi üzerine Şayan Kileci gülerek, “Kutluyorum. Çok iyi araştırmışsınız. İtalya’da yaşanan o olay çok ilginçtir. Ben İtalya’ya çok az bir parayla gittim. Hem okula gidip hem çalışmak zorundaydım. Okulum yarım gün olduğu için zamanım da var. Tesadüf odur ki kaldığım pansiyonun girişinde bir ayakkabı boyacısı var. Sinyor Felice. Ondan çok şey öğrendim. Yanına gittim. Ben öğrenciyim para kazanmak zorundayım, sizin yanınızda çırak olarak çalışmak istiyorum, dedim. Kabul etti. Başka hiç birşey konuşmadık. Ben bir hafta çalıştım. Beklentim olmamasına rağmen haftalığımı verecek. Beni çağırdı. Avucuma bir şey sıkıştırdı. Almak istemedim. Almazsan bir daha gelme dedi. Öyle deyince aldım tabi ama utanıyorum. Dükkanı kapatıp odama çıkana kadar avucumu hiç açmadım. Odama çıkınca baktım. Ellerim boya içinde tabi ki ve beklediğimden çok daha fazla bir para var. O boyalı ellerimin içinde bulunan para enstatanesini hiç unutmam. Dil öğrenme konusuna gelince, İngiltere’de okudum. Ama tek dilin yetmeyeceğini düşündüm. Sonra Polonya’ya gittim. Orada İtalyan bir arkadaşım vardı. İtalyanca’nın öğrenmek istediğim dil olduğuna karar verdim. Gaziantep’e dönünce kursa gittim. Sonra da İtalya tabi ki.” sözleriyle bu gençlik anılarını aktardı.


İki başarılı kadının yan yana gelmesi programın ilerleyen dakikalarında elbette ki, pozitif ayrımcılık ve kadın istihdamı konularını açtı. Bu konudaki yaşadıkları ve fikri sorulduğunda ise Mehpare Şayan Kileci;
“Biz çok güzel bir ekiptik. 5 sene TOBB Kadın Girişimciler Kurulu İl Başkanlığı yaptım. Arkadaşlarımla, kadınlar için çok başarılı çalışmalara imza attık. Görünmez eller dediğimiz pek çok kadının hayatına dokunduk. Evde birşeyler yapmaya çalışan ama bundan nasıl kazanç elde edeceklerini bilmeyen kadınlarımız. Onlarla toplantılar yaptık. Mentörlük yaptık. Örnek aldıkları sektör temsilcileri ile kadınlarımızı bir araya getirdik. Ben hala bana danışmak isteyen kadınlarımıza elimden gelen desteği veriyorum. Pozitif ayrımcılık konusunda ne düşündüğüm çok soruluyor. Evet biz kadın erkek eşitliğini savunuyoruz ama toplumun geçmişten beridir kadınlara o kadar çok borcu var ki, pozitif ayrımcılığa bir süreliğine dahi olsa ihtiyaç var. Bir kadın kendi ayakları üzerinde durana kadar destek olunmalı.” Cümlelerini kurdu.



ÖĞRETİRKEN ÖĞRENİYORUM
Eğitici olmayı çok sevdiğini ve önemsediğini söyleyen Şayan Kileci, “Ben kendimi çok şanslı sayıyorum. Çünkü sevdiğim işi yapıyorum. Kaç kez dünyaya gelirsem geleyim yine eğitimci olurum. Aynı şeyleri bile anlatsam, her yeni grup bana yeni bir şeyler katıyor. Eğitirken öğreniyorum. Her eğitimde katılımcılarla bir yolculuğa çıkıyorum. Her yolculukta bir eksiğimi tamamlıyorum. Ve çok güzel geri bildirimler alıyorum.” dedi.

KİTAPLARIMI YAŞANMIŞLIKLAR BESLİYOR
‘İşimiz Gücümüz Oyun, Yeterki Onursuz Olmasın İş ve Güven’ isimli 3 kitabı bulunan Şayan Kileci, kitaplarının yazılma ve isim hikayelerini anlatırken de;
“İkinci kitabımın isim babası eşim. Bir iş seyahatinden sonra çok canı sıkkındı. Üstüne gitmedim. Öyle otururken, kendi kendine ‘Yeter ki onursuz olmasın iş’ dedi. O an ben ‘Bundan bir kitap çıkabilir’ dedim. Son kitabım Güven ise, kendi iş hayatımda güven sarsıntısı yaşadığım bir dönemde çıktı. Yani kitaplarımı hayat ve yaşanmışlıklar besliyor. Güven kitabı bir kapı açtı. Kitapla beraber Güven Atölyeleri düzenledim. Bu aşamalarda şunu öğrendim. Özgüven çok önemli. Kişinin özgüveni arttıkça, başkalarına olan güveni de artıyor. İlişkiler sağlıklı hale geliyor.” ifadelerini kullandı.

GÜVEN ARAŞTIRMASINDA DÜNYADA 74. SIRADAYIZ
Güven kitabının içeriğinden bahseden Şayan Kileci, ilginç bir ankedot ile beraber önemli bir istatistik de verdi ve “Bir cafede önünüzde bilgisayarınız otururken, lavaboya gitmeniz gerekse, eşyalarınızı masada bırakıp, yan masada oturan kişilere emanet ederek gider misiniz? Tanımadığınız kişilere bu kadar güvenir misiniz? Bu basit bir soru. Ancak ülkemizde bu sorunun cevabı yüksek oranda ‘Güvenmem’ oluyor. Mesela Finlandiya’da ‘Güvenirim’ diyenlerin oranı yüzde 80’in üzerinde. Hatta ‘Kimseye emanet etmem. Bırakır, gider, gelirim’ diyenler var. Bu konuda Türkiye Dünyada maalesef 74. sırada. Bu anlamda Güven kitabı ve atölyeleri güzel kapılar açıyor.” sözleriyle Güven Endeksi konusundaki yerimizi vurguladı.

Önceki ve Sonraki Haberler