Gaziantep Oluşum | www.gaziantepolusum.com
 
ORUÇ TUTMANIN FARZ OLMADIGI DURUMLAR
5/25/2019
Burcu Besle


Islâm, emir ve yasaklarin yapilmasini istedigi kimselerde bir takim sartlar arar. Bu anlamda diger ibadetlerde oldugu gibi, oruç ibadetinde de belli basli özelliklere sahip olan kimseler mükellef tutulmustur. Bunlari su sekilde siralamamiz mümkündür:

1. Müslüman olmak:

Oruç ibadetinin bir kimseye farz olmasi için, o kisinin Müslümanligi kabul etmis olmasi gerekir. Müslüman olmayan kimseler, böyle bir ibadeti yapmaya zorlanamaz.

2. Ergenlik çaginda ve akilli olmak

Ibadetlerin farz olmasi için bulunmasi gerekli olan sartlardan biri de o kimsenin ergenlik çaginda ve ayni zamanda akilli olmasidir.

Zira henüz belli bir yasa (ergenlik) gelmemis kimseler Islâm’da mükellef kabul edilmemislerdir. Bu anlamda çocuklar ve ergenlik yasina ulastigi halde akildan mahrum olanlar, bu ibadetten muaf tutulmuslardir. Bu hususu Resûlullah (sallallahu aleyhi ve sellem) su beyanlariyla bildirmislerdir: “Üç kisiden sorumluluk kaldirilmistir: Bulug çagina erinceye kadar çocuktan,akli yerine gelinceye kadar deliden, uyanincaya kadar uyuyandan.” (Buhârî, Hudûd 22)

3. Oruç tutmaya güç yetmek ve yolcu olmamak:

Orucun farz olmasi için, mükellefin beden itibariyle saglikli olmasi, hasta olmamasi ve mukim olmasi gerekir. Bedenen oruç tutmaya muktedir olmayanlarin, hastalarin

ve seferde olan kimselerin oruç tutmalari farz degildir. Ancak bu kimseler yine de oruç tutacak olsalar, tutmus olduklari oruç geçerlidir. Sayet kendilerine verilen bu ruhsati kullanir da tutmazlarsa, o zaman da tutmadiklari gün sayisi kadar daha sonra tutarlar. Bu hususla ilgili olarak Kur’ân-i Kerim’de söyle buyurulur: “Oruç sayili günlerdedir. Sizden her kim o günlerde hasta veya yolcu olursa, tutamadigi günler sayisinca baska günlerde oruç tutar. Oruç tutamayanlara fidye gerekir. Fidye bir fakiri doyuracak miktardir. Her kim de, kendi hayrina olarak fidye miktarini artirirsa bu, kendisi hakkinda elbette daha hayirlidir. Bununla beraber, eger isin gerçegini bilirseniz, oruç tutmaniz sizin için daha hayirlidir.” (Bakara 2/184) Ayni zamanda hayiz, hâmile ve emzikli kadinlar da, oruçtan muaf tutulmus olup, bunlar, mazeretleri sona erince, tutamadiklari gün sayisinca oruçlarini kaza ederler.

 

ORUÇ TUTMANIN FARZ OLMADI⁄I DURUMLAR 

 

Yolculuk: Islâm, insanlara üstesinden gelemeyecekleri mükellefiyetleri yüklemez. Emirler takat ölçüsündedir. Yolculuk ise, zaman zaman mesakkat ve sikintilarin oldugu bir durumdur. Böyle bir durumdaki Müslüman yolculugun verecegi mesakkat karsisinda oruç tutmada zorlanabilir. Bundan dolayidir ki Cenab-i Hakk, Bakara suresinin 184. âyetinde bu durumdaki kimselere oruç tutmama noktasinda ruhsat vermistir. Seferde iken oruç tutmayan daha sonra kaza eder. Ancak dileyen kimseler, yolcu olduklari halde bu orucu tutabilirler.

Hastal›k: Yüce Yaratici, oruç tutamayacak kadar hasta olan kimselere de ruhsat vermis, oruç mükellefiyetinden onlari istisna etmistir.

Bunlar iyilestikten sonra tutamadiklari orucu kaza ederler. Burada hastaligi tam olarak tarif etmek gerekir. Hastalik, insanin hayatî fonksiyonlarinin muntazam sekilde seyir etmemesi veya etraftan gelen uyarilara cevap verilmeme hali olarak tarif edilebilir. Hastalik, oldukça ciddi ve tedavi gerektiren bir durum olabilecegi gibi basit bir rahatsizlik da olabilir. Bu ayirimi yapmayi yani oruç tutup tutmamasi gereken kimseleri ayirmayi Islâm, Tabib-i Müslim-i Hâzik’a, (müslüman mütehassis hekime) birakmistir. Tabiatiyle rastgele bir kimseye danisarak oruç tutmamak Allah katinda o sahsa manevî mesuliyet yükler.

 

Gebelik ve çocuk emzirmek:

Gebe olan ya da çocugunu emzirme durumunda olan kadinlar, gerek kendilerine, gerekse çocuklarina bir zarar gelmemesi için, oruç tutmama noktasindaki ruhsata dahildirler ve daha sonra müsait olduklarinda kaza ederler. (Bkz: Ibn Mâce, Siyâm 3)

Yaslilik: Islâm, oruç tutamayacak kadar yasli olan kimselere ruhsat tanimis, tutamadiklari her gün için bir fakir doyurmak suretiyle bu onlari bu ibadetten muaf tutmustur.

Asiri açlik ve susuzluk

Oruçlu olan bir kimse, asiri açlik ve susuzlukla karsi karsiya kalsa, orucun, onun beden ve ruh sagligini ciddi boyutta etkileyeceginden endise etse yahut doktor bu hususta kendisine tutmamasi noktasinda rapor vermis olsa, bu kimse de oruçtan muaf tutulmus olup, sagligina kavustugunda, tutamadigi günler kadar tutmak suretiyle bu ibadeti yerine getirmis olur.

Ikrah: Yani zorla oruç tutturulmamak halidir.

Birisi oruç tutana, “Orucunu bozmazsan seni öldürürüm veya bir uzvunu keserim” diye tehdit etmisse, dedigini yapmaya gücü yetiyorsa, oruçlunun orucunu bozmasi mübah olur. 

 

 

 

 
Diğer Yazılar
Yazarlar