Gaziantep Oluşum | www.gaziantepolusum.com
 
BİZLERE ÖNEMLİ GÖREVLER DÜŞÜYOR
9/6/2018
Burcu Besle


Okullarin açilmasina az bir zaman kaldi. Çocuk- larimiz, gençlerimiz si- navdan sinava, yetiştirme kurslarindan, özel derslere derken; çocuk ne çocuk- luğunu, genç ne gençliğini yaşayabiliyor.Gençlerimi- zi, çocuklarimizi resmen yariş atina çevirdik. Körpe- cik ruhlari körelterek, yariş ati yetiştirir gibi davrani- yoruz. Onlarin suçu yok. Tek suçlu biziz, tek suçlu sistem. Biz ebeveynler ço- cuklarimiz bizim yaşadi- ğimiz sikintilari yaşama- sinlar diye çocuklarimizi onlarin ruhlarini görmez- den geliyoruz. Aslinda bü- yükler yani bizler yarişiyo- ruz. Bazen de birbirimizi çekemiyoruz. Nasil mi? “benim çocuğum şöyle ders çalişiyor, sinavlarda şöyle başarili. Seninkinin durumu nasil?”aslinda bu soruyu sorarken çoğu za- man iğneleyici soruyoruz. Karşi tarafi küçümseyerek soruyoruz. Bunu ses tonu- muzla, vücut dilimizle ser- giliyoruz. Peki çocuklari- miz mutlu mu? En önemli soru bu aslinda...

“Herkesin doktor, mühen- dis ya da öğretmen olmak zorundaymiş gibi davran- diği bir ülkede yaşiyoruz biz. Yetenekleri hiçe saya- rak, görmezden gelerek yapiyoruz mesleğimizi. Havuz problemlerini çö- zebilen bir çocuk hayattaki bütün problemleri çözer zannediyoruz. Ya da onu çözemeyen hiçbir prob- lemin altindan kalkamaz. Bu nedenle de eziyoruz o küçücük ruhlari. Sinavdan sinava koşturarak, başa- risizlik duygusunu daha kendilerini bilmedikleri yaşlarda tattirarak gerçek-

leştiriyoruz bunu. Neleri yapabileceklerini değil ne- leri yapamayacaklarini öğ- retiyoruz onlara.”

Ve sonuç olarak herkes sevdiği işi yapmiyor, ya- pamiyor. İnsan sevdiği işi yapmayinca da başariyi yakalayamiyor, her şeyden önemlisi ne mutlu olabili- yor nede topluma faydali olabiliyor.

Herkes bir unvan diye tut- turuyor. Adinin önüne doktor, avukat, mühendis yazmasi bu kadar önemli mi? Ülkemizin her meslek- ten işini severek yapan in- sanlara ihtiyaç varken bu dayatma neyin nesi? So- nuç ta çocuklar bizim ço- cuklarimiz, sevmek onlari çok sevmek; sevgi sadece başarilariyla mi ölçülmeli mi?

Üniversitede okuyan ço- cuklarimizin çoğunu ba- kalim ya mühendislik ya da tipta okuyor. Ama çoğu da mutsuz çünkü toplum baskisi, aile baskisi ile ken- di becerileri hiçe sayilarak yönlendiriliyor, yönlendi- riyoruz. Eğitim sistemi ve aile beklentisiyle çocukla- rimiz mutsuzluğa, tüken- mişlik sendromunun içine çekiyoruz.

İşini seven yetenekli ki- şiler yetiştirip ‘ben yaptim gerisini boş ver’ mantiğin- dan uzaklaşip, bunu yap- tim ama şurasi olmamiş diyen, sorgulayan , en iyi- yi yapmaya çalişan insan- lar ve her şeyden önemlisi mutlu gençler yetiştirebi- lirsek sizce de daha mutlu ve özgür bir ülke haline gelmez miyiz?

 

 
Diğer Yazılar
Yazarlar