Gaziantep Oluşum | www.gaziantepolusum.com
 
O günleri özlüyoruz
3/29/2018
Burcu Besle


80’lere, 90’lara şahit olduy- saniz, fotoğrafa bakinca zamanda yolculuk yapma- mak mümkün değil öyle değil mi? Hayat türküsünü yen yen söylemeye başla- mişken ekranla tanişmak güzel ve farkli bir duyguy- du. Tek kanalli yayin ha- yatindan çok kanalli yayin hayatina geçerken nasil da heyecan duymuştuk. O döneme çocukken şa- hit olmak sanki daha bir başkaydi. Ekranin karşi- sina kurulunca Şirinler’i gördüğün gibi iyi bir ço- cuk olmaya çalişmak iyi bir çocuk olunca Şirinler’i görebilme ihtimaline siki siki tutunmakti. Şeker Kiz Candy’ nin büyülü dünya- sina yolculuk yapmak, Nills ve Uçan Kaz’ la bulutlarin üzerinde süzülmek onun kanadina tutunup yer yü- züne kuşbakişi bakmak- ti. Tazmanya Canavari’na ağiz dolusu gülmek, Tom ve Jerry arasinda ayrim yapamayip ikisine de kiya- mamakti. Pembe Panter’ in jenerik müziğinde kaybol- mak, Temel Reis’ in gücü- ne hayran olmak, gölgele- rin gücü adina He Man’ e arka çikmakti. Varyemez Amca’ nin altin havuzunda yüzmesine dalip gitmek, Red Kit ile Daltonlar’ in amansiz kovalamacasinda heyecan duymak, bir anda yok olan sevimli hayalet Casper’ i sağda solda ara- makti... Sonra arkadaşliği, sevgiyi, saygiyi, paylaşma- yi, saymayi, çocukça şar- kilari öğrendiğimiz Susam Sokaği’ nda Minik Kuş, Edi Büdü, Kurabiye Canavari’ na, Tirtil’ a kahkahayi bas- makti. (Güzel Tirtil, şirin tirtil. Tirtillar asla asla asla kahverengi bot giymez... Ne zaman tirtil görsem çocukluğumdan kalma bir gülümseme belirir yü- zümde...) Var gücünle Tatli Cadi gibi burnunu oynat- maya çalişmakti. Olmuyor mu Hay Allah, eyvah eyvah hayiflanmakti. Bay Merak-

li’ yla eğlenceli vakit ge- çirirken mirildandiklarini anlamaya çalişmak, Kara Şimşek’ in o günkü mace- rasini beklerken meraktan çatlamakti. Lasse’ nin an- latmak istediğin yürekten hissetmek, Bariş Ağabey’ le 7 den 77’ ye mutlu olmakti. Gezelim Görelim’ le yur- dumuza hayran kalmak, Anadolu’ dan Görünüm’ ün jenerik Müziği başla- yinca yeni programda ne var diye heyecan duymak- ti. Ve Erkan Yolaç’ i taklit edip Evet Hayir oynamak, Ressam Bob’ un firçasina hayran kalip onun gibi re- sim yapmaya çalişmakti... Bir de diziler... Dallas’i izle- yip Ceyar’ a gicik olmakti. Köle Isaura’ya kiyamamak, Cosby Ailesi’ni izlemeye doyamamakti. A Takimi’yla maceradan maceraya koş- mak, Mavi Ay başlasin diye uykusuz kalmak, Cinayet Dosyasi’ nda olaylari Ba- yan Fletcher’ dan önce çözmeye çalişmak an bir durum karşisinda yüreği hoplatmakti. Ah Perihan Ablamiz, Bizimkilerimiz, Kaynanalarimiz, biricik Süper Babamiz ... Onlari izlerken alenin önemini, sevmeyi, saygi duymayi, mutluluğu, güven, hüznü yüreğinin derinliklerine kadar hissetmek, komşu- luğun, tatli çekişmelerin, yardimlaşmanin, kiymet vermenin, paylaşmanin ve ortak olmanin tadina var- mak, ince mesajlari örnek almakti. Hele Hababam Sinifi ve onun sicakliğin- da, samimiyetinde Türk Sinemalari... O zamanlar her izlenenin tadi ayriydi. Animsadiklarim ve buraya siğdiramayacağim ne gü- zellikler... Şimdilerde renkli camin ardiyla pek aramiz yoksa da, bir zamanlar ara- miz pek güzeldi. Daha iz- lenesi, daha kaliteli, daha gerçekçi, daha içten, daha insancil eski zamanlarda olduğu gibi...

 

 
Diğer Yazılar
Yazarlar