Gaziantep Oluşum | www.gaziantepolusum.com
 
Ibretlik bir hikaye
8/15/2019
Burcu Besle


Delinin biri camiye girer, belli ki namaz kilacak.

Ama oturmaz, merakli ve saskin gözlerle etrafi süzer-dolanir..

Bir oraya, bir buraya her köseye dikkatlice bakar ve hizla çikar gider..

Az sonra sirtinda baglanmis odunlarla tekrar gelir camiye ve tam namaza baslamak üzere olan cemaatle birlikte saf tutar..

Ama sirtindaki odunlarla güç bela bitirir namazini.

 

Egilip kalktikça yere düsen odunlar, çikardigi ses vs. derken, tabii cemaat de rahatsiz olmustur bu durumdan..

 

Nihayet biter namaz, bitmesine ama her kafadan bir ses çikar..

Herkes kipirdanmaya, adama söylenmeye baslamistir bile..

Imama kadar ulasir sesler, hafiften tartismalar..

 

Imam ayni mahalleden, bilir az çok garibin halini, sefkatle yaklasir delinin yanina ve der ki:

 

“Oglum böyle namaz mi olur, sirtinda odunlarla, sen ne yaptin?

Hem kendini hem de çevreni rahatsiz ettin bak, bir daha namaz kilmaya yüksüz gel olur mu?”

 

Bunu duyan deli melül-mahzun, ama manali bir bakisla sorar

 

“Âdetiniz böyle degil mi?”

 

“Ne âdeti?!” der Hoca..

 

Cemaat da toplanmis, merak ve saskinlikla olayi izlemektedir o sira..

 

Der ki deli bu kez:

 

“Hocam ben namaz kilmak için girdim camiye, söyle kendime uygun bir yer ararken içeridekilere baktim, gördüm ki herkesin sirtinda bir seyler var. Zannettim ki adet böyledir, ben de su odunlari yüklendim geldim iste, neden kiziyorsun? Kizacaksan herkese kiz, tek bana degil!

 

Hoca sasirir: “Benim sirtimda da mi var?” der..

 

“Evet” der deli, “Hepinizin sirti yüklü!”..

 

Cemaatte ise hafiften “deli iste!” manasina,biyik altindan gülüsmeler baslamistir..

 

Deli bu kez öne atilir ve tek tek cemaati isaret ederek, saf bir çocukça, heyecanla bagirir:

 

“Bak bunun sirtinda mavi gözlü bir çocuk, bunda kocaman bir elma agaci vardi..

 

Bunda kirik bir kapi, bunda bir tencere yemek, bunda kizarmis tavuk, sunun sirtinda yesil gözlü esmer bir hatun, bununkinde de yasli annesi vardi!..”

 

Sonra iki elini yanlarina salar basini sallar ve umutsuzca;

 

“ Bos yok, bos yok hiç!..diye tekrarlar.

 

O böyle söyleyince, herkes dehset içinde saskinlikla birbirinin yüzüne bakar!

 

Aynen dogrudur dedikleri çünkü;

 

Kimi dogacak çocugunu düsünüyordur namazda,

 

kimi bahçesindeki meyve agaçlarini, biri onaracagi kapiyi, digeri lokantasinda pisirecegi yemegi..

 

Biri açtir aklinda yiyecegi tavuk, birinin sirtinda sevdigi kadin, digerinde de bakima muhtaç annesi vardir.

 

“Peki söyle bakalim bende ne vardi?” der, bu kez endiseyle Hoca..

 

O da der ki:

“Zaten en çok da sana sastim hoca! Sirtinda kocaman bir inek vardi!

 

Megerse efendim, hocanin inegi hastaymis, “öldü mü ölecek mi?” diye düsünürmüs namazda...

 

“Harâbât ehlini hor görme sakin, defineye mâlik viraneler var.”

Bildirince bildiren, yüregi olan görüyor elbet..

 
Diğer Yazılar
Yazarlar